WhatsApp Grubundan Çıkarmak Bile Mobbing! Okul Müdürlerinin Mobbing Sayılan Davranışları!

Öğretmeni sistemli biçimde dışlamak, ders programını baskı aracına dönüştürmek, sürekli soruşturmayla tehdit etmek ve kurumsal WhatsApp grubundan keyfi olarak çıkarmak mobbing iddialarına konu olabiliyor. Ancak her olumsuz davranış tek başına mobbing kabul edilmiyor.

WhatsApp Grubundan Çıkarmak Bile Mobbing! Okul Müdürlerinin Mobbing Sayılan Davranışları!

Okullarda yöneticiler ile öğretmenler arasında yaşanan her anlaşmazlık mobbing olarak değerlendirilmese de uzun süre devam eden, sistematik hâle gelen ve çalışanı yıldırmayı ya da dışlamayı amaçlayan uygulamalar hukuki ve idari sorumluluk doğurabiliyor. Ders programıyla cezalandırmadan dijital dışlamaya kadar birçok davranış, somut olayın özelliklerine ve delillere göre incelemeye alınabiliyor.

Eğitim kurumlarında zaman zaman yaşanan yönetici-öğretmen anlaşmazlıkları, “Hangi davranışlar mobbing sayılır?” sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Öğretmenin sürekli baskı altında tutulması, çalışma ortamından dışlanması, görev ve yetkilerinin cezalandırma amacıyla kullanılması ya da mesleki itibarının sistemli biçimde zedelenmesi, psikolojik taciz iddialarına neden olabiliyor.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Yönetim tarafından alınan her karar, yaşanan her tartışma veya tek seferlik olumsuz davranış doğrudan mobbing anlamına gelmiyor. Bir uygulamanın psikolojik taciz olarak değerlendirilmesinde davranışın sürekliliği, sistematik olup olmadığı, çalışanı yıldırma veya dışlama amacı taşıyıp taşımadığı ve ortaya çıkan sonuçlar birlikte ele alınıyor.

Peki okul yöneticilerinin hangi uygulamaları mobbing iddialarına yol açabilir?

Ders programı cezalandırma aracına dönüştürülemez

Okul yönetimlerinin görevlerinden biri, öğretmenlerin ders programlarını eğitim ihtiyaçları ve okulun imkânları doğrultusunda hazırlamak.

Ancak ders programının belirli bir öğretmeni zor durumda bırakmak veya yıldırmak amacıyla sistemli biçimde kullanıldığı iddiası hukuki tartışmalara neden olabiliyor.

Örneğin öğretmenin bilinen ve belgelenmiş mazeretlerinin sürekli göz ardı edilmesi, derslerin herhangi bir eğitimsel gerekçe bulunmadan günün ilk ve son saatlerine dağıtılması ya da öğretmenin okulda gereğinden uzun süre kalmasına yol açacak şekilde sürekli boşluklar oluşturulması psikolojik baskı iddialarına konu olabiliyor.

Bununla birlikte ders programındaki her yoğunluk veya boşluk mobbing olarak değerlendirilemez. Okulun derslik durumu, öğretmen sayısı, öğrenci ihtiyaçları ve eğitim planlaması gibi nesnel gerekçeler de dikkate alınır.

Öğretmeni görevden dışlamak da baskı yöntemi olabilir

Bir öğretmene sürekli olarak uzmanlık alanı dışında ve diğer çalışanlardan farklı biçimde görev verilmesi, iş yükünün cezalandırma amacıyla artırılması veya öğretmenin hiçbir gerekçe gösterilmeden mesleki faaliyetlerden uzak tutulması da inceleme konusu olabilir.

Öğretmenin sürekli görmezden gelinmesi, toplantılara çağrılmaması, görevlerinin azaltılarak okul içinde etkisiz hâle getirilmeye çalışılması ya da mesleki yeterliliğinin sistemli biçimde sorgulanması çalışma barışını bozabilir.

Görev dağılımında eğitim ihtiyaçları yerine kişisel anlaşmazlıkların belirleyici olduğu iddiası ortaya çıktığında, yapılan işlemlerin gerekçeleri önem kazanır.

Sürekli tutanak ve soruşturma tehdidi mobbing iddiasına dönüşebilir

Okul yöneticilerinin mevzuatın uygulanmasını sağlama ve gerekli durumlarda tutanak düzenleme yetkisi bulunuyor.

Ancak somut bir gerekçe olmadan öğretmenin sürekli olarak “Hakkında tutanak tutarım”, “Soruşturma açtırırım” veya benzeri ifadelerle tehdit edilmesi, yönetim yetkisinin baskı aracına dönüştürüldüğü iddialarına neden olabilir.

Öğretmenin yaptığı her işlemin diğer çalışanlardan farklı biçimde sürekli denetlenmesi, küçük hataların yalnızca belirli bir kişi için disiplin konusu yapılması ve peş peşe soruşturmalarla yıldırılmaya çalışılması da bütün hâlinde değerlendirilebilir.

Burada belirleyici olan, işlemlerin mevzuata uygun ve nesnel gerekçelere dayanıp dayanmadığıdır.

WhatsApp grubundan çıkarmak hangi durumda sorun oluşturabilir?

Okullarda WhatsApp grupları, öğretmenler arasındaki iletişimde yaygın biçimde kullanılıyor. Ancak WhatsApp’ın resmî tebligat kanalı olmadığı da unutulmamalı.

Buna rağmen okul yönetiminin duyuruları, toplantı bilgilerini, sınav tarihlerini veya günlük işleyişe ilişkin önemli bilgileri fiilen yalnızca belirli bir WhatsApp grubu üzerinden paylaşması hâlinde farklı bir durum ortaya çıkabilir.

Bir öğretmenin herhangi bir gerekçe gösterilmeden bu gruptan çıkarılması ve ihtiyaç duyduğu kurumsal bilgilere ulaşmasının engellenmesi, diğer dışlayıcı davranışlarla birlikte değerlendirildiğinde mobbing iddiasına dayanak oluşturabilir.

Ancak yalnızca WhatsApp grubundan çıkarılmak, olayın şartları incelenmeden otomatik olarak “suç” veya “mobbing” kabul edilemez. Bilgi akışının kesilip kesilmediği, öğretmenin görevini yapmasının engellenip engellenmediği ve davranışın sistematik dışlamanın parçası olup olmadığı önem taşır.

Dilekçeleri görmezden gelmek ve bilgi akışını kesmek

Öğretmenin kuruma sunduğu dilekçelerin işleme alınmaması, resmî taleplerine sürekli yanıt verilmemesi veya görevini ilgilendiren bilgi ve belgelerin kendisinden kasıtlı olarak saklanması da idari açıdan sorun oluşturabilir.

Toplantı tarihleri, sınav programları, nöbet görevleri veya eğitim faaliyetleriyle ilgili bilgilerin yalnızca belirli bir öğretmenden gizlenmesi, sistemli dışlama iddialarını güçlendirebilir.

Diğer çalışanlara hedef gösterilen öğretmenle iletişim kurmamaları yönünde baskı yapılması ise okul içindeki çalışma barışına ciddi zarar verebilir.

Öğretmeni veli ve öğrencilerin önünde küçük düşürmek

Bir öğretmenin öğrenciler, veliler veya çalışma arkadaşları önünde azarlanması, aşağılanması ya da mesleki yeterliliğini zedeleyecek ifadelerle hedef alınması kişilik hakları açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.

Eleştiri ve geri bildirimlerin kişiyi küçük düşürmeden, mesleki sınırlar içinde ve uygun bir ortamda yapılması gerekir.

Özellikle benzer davranışların sürekli tekrarlanması ve öğretmenin okul içindeki saygınlığını zedelemeyi amaçladığı yönünde deliller bulunması hâlinde psikolojik taciz iddiası gündeme gelebilir.

Mesai dışındaki sürekli baskı özel hayatı etkileyebilir

Eğitim hizmetlerinin gerektirdiği acil durumlar dışında öğretmenin gece geç saatlerde veya hafta sonlarında sürekli aranması, her an ulaşılabilir olmasının istenmesi ve yanıt vermediğinde baskıya maruz bırakılması da çalışma hayatında tartışılan konular arasında yer alıyor.

Tek seferlik veya zorunlu bir iletişimden farklı olarak bu davranışların sürekli hâle gelmesi, öğretmenin dinlenme hakkını ve özel yaşamını olumsuz etkileyebilir.

Mobbinge maruz kaldığını düşünen öğretmen ne yapmalı?

Mobbing iddiasında yalnızca yaşanan olayların anlatılması değil, sürecin mümkün olduğunca somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması önem taşıyor.

Öğretmenler yaşadıkları olayları tarih, saat, yer ve varsa tanık bilgileriyle birlikte düzenli olarak not edebilir. Resmî yazışmalar, dilekçeler, e-postalar, mesajlar, ders ve nöbet programları ile ilgili belgeler hukuka uygun biçimde saklanabilir.

Sorunun çözümü için öncelikle kurum içindeki ve üst idari makamlardaki başvuru yolları kullanılabilir. Duruma göre ilçe veya il millî eğitim müdürlüklerine, CİMER’e ya da Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru yapılabilir.

Hukuki işlem düşünülmesi hâlinde ise olayın özelliklerine göre sendikaların hukuk birimlerinden veya alanında uzman bir hukukçudan destek alınması daha sağlıklı olabilir.

Her yönetim kararı mobbing değildir

Okullarda ders programı hazırlanması, görev dağılımı yapılması, denetim gerçekleştirilmesi veya mevzuata aykırı bir işlem hakkında tutanak düzenlenmesi yöneticilerin görev ve yetkileri arasında bulunuyor.

Bu nedenle öğretmenin memnun olmadığı her idari işlem mobbing olarak nitelendirilemez.

Mobbing değerlendirmesinde davranışların belirli bir süre devam etmesi, sistematik nitelik taşıması, kişiyi yıldırma veya dışlama amacı içermesi ve çalışma yaşamını olumsuz etkilemesi gibi unsurlar birlikte değerlendiriliyor.

Eğitim kurumlarında sağlıklı bir çalışma ortamının oluşturulması için yöneticilerin yetkilerini nesnel, ölçülü ve eşitlik ilkesine uygun kullanması; öğretmenlerin de yaşadıkları sorunlarda iddia ile kesinleşmiş hukuki tespit arasındaki ayrımı gözetmesi önem taşıyor.

Yorum yapın