
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Haziran 2025 enflasyon verileri sonrası memur ve emekli maaşlarında yapılan artışın yetersiz olduğunu belirtti. Ali Yalçın, kamu görevlilerinin yaşadığı ekonomik kayıpların yalnızca enflasyon farkıyla değil, refah payı ile giderilmesi gerektiğini vurguladı.
Ali Yalçın’dan Hükümete Net Mesaj: “Refah Payı Şart!”
2025 Temmuz ayı itibarıyla açıklanan enflasyon verileri ışığında memur ve emekli maaşlarına yapılacak zam oranları belli olurken, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Yalçın, enflasyon farkının kamu çalışanlarının geçim derdine çözüm olmayacağını vurgulayarak hükümete çağrıda bulundu: “Kayıplar sadece enflasyon farkıyla değil, refah payı ile telafi edilmelidir.”
Açıklanan Enflasyon Oranı ve Zam Detayları
TÜİK’in açıkladığı verilere göre, Haziran 2025 enflasyonu %1,37, yıllık enflasyon ise %35,05 olarak gerçekleşti. Bu verilerle birlikte 6 aylık toplam enflasyon %16,67 olurken, kamu çalışanları için %10,07’lik enflasyon farkıyla birlikte toplam zam oranı %15,57 olarak kayıtlara geçti.
SSK ve Bağ-Kur emeklileri ise %16,68 oranında zam alacak. Böylece en düşük kamu görevlisi maaşı 41.120 TL’den 47.520 TL’ye, en düşük kamu görevlisi emeklisi maaşı ise 19.570 TL’den 22.615 TL’ye yükselmiş olacak.
Yalçın: “Enflasyonla Değil, Gerçek Hayatla Hesap Yapın”
Ali Yalçın, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin, halkın yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmadığını savundu. “Sokakta, pazarda, markette yaşanan fiyat artışlarıyla TÜİK’in rakamları arasında büyük bir uçurum var” diyen Yalçın, maaşlardaki artışların bu uçurumu kapatmaktan uzak olduğunu söyledi.
“Haziran ayında açıklanan enflasyon oranı %1,37 olabilir ama doğalgaza gelen zam, kiralardaki fahiş artış ve temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimleri maaşlara yansımıyor. Bu rakamlar gerçeği örtbas edemez.”
“Kamu Görevlisi Geçinemiyor, Borçla Ayakta Kalıyor”
Yalçın, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin artan hayat pahalılığı karşısında zor durumda olduğunu belirterek, mevcut maaşlarla yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürdürüldüğünü ifade etti:
“Geçim derdi büyüyor. Kiralar uçmuş, temel ihtiyaçlar pahalı. Kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz sosyal yaşamdan kısıyor, borçlanarak ayakta kalıyor. Bu bir zam değil, zararın kısmi telafisidir.”
Hakem Kurulu Eleştirisi: “Verilen Kararlar Yetersiz ve Gerçeklikten Uzak”
Memur-Sen Başkanı, Hakem Kurulu’nun önceki yıllarda verdiği zam kararlarını da eleştirdi. 2024 ve 2025 yılları için belirlenen maaş artış oranlarının hedeflenen enflasyonla bile örtüşmediğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
- 2024 yılı için verilen %15 + %10 zamma karşılık enflasyon %44,38 olarak gerçekleşti.
- 2025 için öngörülen %6 + %5 artışa karşılık, daha yılın ilk 6 ayında %16,67 enflasyon oluştu.
“Bu kadar büyük sapmaların yaşandığı bir piyasada, kamu işvereninin teklifine onay veren Hakem Kurulu kararları hem yetersiz hem de piyasadan kopuktur. Bu kararların yükü kamu çalışanlarının sırtına yüklenemez.”
“Refah Payı Zorunlu Hale Gelmiştir”
Açıklamasının en güçlü vurgusu refah payı talebi üzerine kurulu olan Yalçın, memur maaşlarında yapılacak artışların sadece enflasyon farkına dayanmasının adil olmayacağını ifade etti. Özellikle maaşların yoksulluk sınırı altında kaldığını belirten Yalçın, şunları söyledi:
“Kamu çalışanlarının maaşları, açlık sınırına yakın, yoksulluk sınırının çok altında. Bu nedenle, sadece enflasyon farkı yetmez. Refah payı mutlaka verilmelidir. Aksi takdirde çalışanlarımızın alım gücü her geçen gün daha da düşecektir.”
“%5’lik Zam Kamu Görevlisini Korumaz”
2025 yılının ikinci yarısı için belirlenen %5’lik artışın yetersiz olacağına da dikkat çeken Yalçın, bu zam oranının ekonomik gerçekliklerle uyuşmadığını ve kamu görevlilerinin satın alma gücünü ciddi biçimde etkileyeceğini savundu.
“Zam değil bu, kemer sıkma. Enflasyon düşecek diye maaşları baskılamak ne bilimsel ne insani. Bu anlayışla kamu çalışanı değil, sadece istatistikler korunur.”
Toplumun Genelinde Güvensizlik Artıyor
Yalçın, açıklamasında ayrıca kamu çalışanlarının yalnız olmadığını ve toplumun geniş kesimlerinde ekonomik kararlara yönelik güvensizlik olduğunu ifade etti. Gerçek enflasyon ile açıklanan veriler arasındaki farkın sadece çalışanların değil tüm halkın tepkisini çektiğini söyledi.
“TÜİK verilerine artık kimse inanmıyor. Vatandaş cebine baktığında, raflardaki fiyatlara baktığında açıklanan rakamlarla kendi gerçeği arasında bağ kuramıyor.”





