Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), Millî Eğitim Bakanlığı’nın liyakatten ve planlamadan uzak olduğunu belirttiği Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme sürecine ilişkin zehir zemberek bir açıklama yayımladı. Sendika, sene sonu yoğunluğunun üzerine binen hafta sonu yüz yüze eğitim zorunluluğunun anayasal dinlenme hakkını gasbettiğini ve yönetici değerlendirme formlarındaki şaibeli puanlamaların liyakati yerle bir ettiğini vurguladı.
Milli Eğitim Akademisi İlk Sınavında Sınıfta Kaldı
İktidarın büyük övgülerle kamuoyuna sunduğu Milli Eğitim Akademisi, ilk büyük organizasyonunda eğitim emekçilerini mağdur etmekle suçlanıyor. 16 Mayıs – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında planlanan 64 saatlik Yönetici Yetiştirme Programı, tamamen hafta sonlarına sıkıştırılmış durumda.
Eğitim-İş, sene sonu işlemlerinin ve merkezi sınavların yapıldığı bu en yoğun dönemde öğretmenlerin haftanın 7 günü çalışmaya zorlandığını ifade etti. Eğitimlerin uzaktan/çevrimiçi modele geçirilmesi yönündeki resmi taleplerine MEB’in kulak tıkadığını belirten sendika, programların sadece il merkezlerinde yapılması nedeniyle taşradaki eğitimcilerin yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kaldığını, barınma ve ulaşım gibi en temel ihtiyaçların dahi göz ardı edildiğini açıkladı.
“Mazeret Hakları Tanınmadı, İller Arasında Adalet Çiğnendi”
Sendikanın saha araştırmalarına göre, insani ve hukuki mazereti olan eğitimciler de süreçte büyük bir vizyonsuzlukla karşı karşıya kaldı. Sağlık sorunları, doğum izni ve refakat gibi haklı gerekçeleri olan adaylar için telafi programı düzenlenmedi ve devamsızlık kuralları esnetilmedi. Üstelik bu katı kurallar Türkiye genelinde eşit uygulanmadı; kimi illerde esnek, kimi illerde ise son derece katı yaklaşımlar sergilenerek iller arasındaki uygulama birliği ve adalet ilkesi açıkça çiğnendi.
“Yandaş Sendika Üyelerine ‘Sunî Proje’ Avantajı Sağlanıyor”
Eğitim-İş’in açıklamasındaki en ciddi iddialardan biri de Ek Yönetici Değerlendirme Formu üzerinden yapılan puanlamalardaki şaibeler oldu. Deneyimli yöneticilerin birikimlerinin yok sayıldığını belirten sendika, şu iddiaları gündeme taşıdı:
“‘Patent ve Proje’ adı altında kâğıt üzerinde yapılmış gibi gösterilen suni işlemlerle, malum yandaş sendika üyelerine haksız avantaj sağlandığı saha çalışmalarımızda tespit edilmiştir. Ayrıca, daha önce Temel Eğitim’de puanlandırılan ‘Sosyal Sorumluluk Projeleri’ son dakika alınan bir görüş yazısı ile iptal edilerek yalnızca Ortaöğretim için puanlandırılmıştır. Önceden duyurulmayan bu keyfi uygulama nedeniyle günlerce emek veren Temel Eğitim kurumu öğretmenlerinin puanları silinmiş, emekleri resmen yok sayılmıştır.”
Bu durumun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki dinlenme hakkı, angarya yasağı ve eşitlik ilkelerine; anayasanın 10. maddesine tamamen aykırı olduğu hatırlatıldı.
Eğitim-İş’in MEB’den 5 Net Talebi
Eğitim emekçilerini yılgınlığa sürükleyen bu hukuksuz düzene karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini ilan eden Eğitim-İş, taleplerini şu 5 maddede sıraladı:
- Uzaktan Eğitime Geçilsin: Yönetici Yetiştirme Programı’nın sonraki süreçlerinde zaman kaybetmeksizin uzaktan/çevrimiçi eğitim modeline geçilmelidir.
- Mazeret Esnekliği Sağlansın: Sağlık ve doğum gibi mazereti olan katılımcılar için acil çözümler üretilmeli, devamsızlık kuralları esnetilmelidir.
- İller Arası Keyfilik Bitsin: İller arasındaki farklı kurallara ve keyfi uygulamalara son verilmeli, mutlak bir uygulama birliği sağlanmalıdır.
- Formlar Şeffaf Hale Getirilsin: Ek Değerlendirme Formu yeniden düzenlenerek; objektif, şeffaf ve liyakate dayalı hale getirilmelidir.
- Hak Kayıpları Giderilsin: Süreç boyunca haksız puan silme ve plansızlıklar nedeniyle mağdur edilen tüm eğitim emekçilerinin hak kayıpları telafi edilmelidir.






