Eğitim-İş’ten MEB’e Sert Tepki: “MEB Çocuk İşçi Bulma Kurumu Değildir!”

Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın zorunlu eğitimi budama ve çocukları erken yaşta işgücüne itme çabalarına karşı sert bir açıklama yayınladı. MÜSİAD’ın “gençler işgücüne erken katılmalı” çıkışını eleştiren sendika, MESEM’lerin çocuk işçiliği ürettiğini vurgulayarak, laik, bilimsel ve ...

Devamını Oku

Eğitim-İş'ten Sert Çıkış: "MEB Çocuk İşçi Bulma Kurumu Olarak Görülemez!"

Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın zorunlu eğitimi budama ve çocukları erken yaşta işgücüne itme çabalarına karşı sert bir açıklama yayınladı. MÜSİAD’ın “gençler işgücüne erken katılmalı” çıkışını eleştiren sendika, MESEM’lerin çocuk işçiliği ürettiğini vurgulayarak, laik, bilimsel ve kamusal eğitimden ödün verilmeyeceğini belirtti.

Eğitim sendikası Eğitim-İş, Millî Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) eğitim sistemini dinselleştirme ve piyasalaştırma ekseninde dönüştürmekle suçlayarak sert bir açıklama yayımladı. Sendika, son dönemde gündeme gelen “3+1”, “2+2” gibi eğitim modellerinin ve MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in açıklamalarının, çocukları eğitimden kopararak işgücüne itmeyi hedeflediğini savundu.

Eğitim-İş tarafından yapılan açıklamada, AKP iktidarının eğitim sistemini laiklik ve kamusallıktan uzaklaştırdığı ve çocukların eğitim haklarının ellerinden alındığı vurgulandı. Açıklamada, “Zorunlu eğitimi budamak, çocukları daha erken yaşta sanayiye sürmek ve eğitim hakkını sermayeye peşkeş çekmek!” olarak nitelendirilen bu çabaların organize bir saldırı olduğu belirtildi.

Zorunlu Eğitim Tartışmaları ve “Okumasınlar, Çalışsınlar” Anlayışı

MEB’in Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği ve İstanbul Medeniyet Enstitüsü gibi kurumlarla hazırladığı çalıştay raporlarıyla 12 yıllık zorunlu eğitimi tartışmaya açması, Eğitim-İş’in tepkisini çeken ilk adım oldu. Sendika, “3+1”, “2+2” ve “yaş temelli” gibi sözde eğitim modellerinin, “Okumasınlar, evlensinler, çalışsınlar” anlayışının kurumsallaşmasına hizmet ettiğini ileri sürdü. Bu modellerin, özellikle sosyoekonomik açıdan dezavantajlı öğrencileri eğitim sisteminden hızla kopararak erken yaşta işgücü piyasasına iteceği uyarısı yapıldı.

meb cocuk isci
Eğitim-İş'ten MEB'e Sert Tepki: "MEB Çocuk İşçi Bulma Kurumu Değildir!" 1

MÜSİAD Açıklaması Perdeyi Araladı: Çocuk İşçiliğini Teşvik Mi?

Eğitim-İş, dönüşüm sürecinin en çarpıcı örneği olarak MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in açıklamalarını gösterdi. Özdemir’in, “Her çocuk aynı akademik başarıyı gösteremez”, “12 yıllık kesintisiz eğitim ülkeye fayda sağlamıyor” ve “Gençler iş gücüne daha erken katılmalı” sözlerinin, çocuk işçiliğini açıkça teşvik ettiği ve sermayenin taleplerini dillendirdiği ifade edildi.

Eğitim-İş, Özdemir’e hitaben, “Siz ne bir eğitimci, ne bir pedagog, ne de kamu yararı güden bir bilim insanısınız. Siz, ‘tornacı, teknisyen bulamıyoruz’ diyerek çocuklarımızı atölyelere hapsedecek bir ucuz iş gücü rezervi olarak gören bir patronun ötesine geçemezsiniz!” ifadelerini kullandı. Sendika, sermaye çevrelerinin “ara eleman krizi” bahanesiyle çocukların hayallerini sömürü düzenine kurban etmesine asla izin vermeyeceklerini vurguladı.

İstihdam Sorunu ve MESEM’lerin Tehlikesi

Açıklamada, Türkiye’de 17-29 yaş aralığında ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranının 1/3’e ulaştığına dikkat çekilerek, bu oranın ülkeyi ikinci sıraya taşıdığı belirtildi. Eğitim-İş, istihdam sorununu gerçekten çözmek isteyenlerin, çocuk işçi yaratmak yerine mevcut işsiz gençler için istihdam politikaları üretmesi gerektiğini söyledi.

AKP iktidarının sermayeye sunduğu en tehlikeli yapılar arasında gösterilen MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) uygulamaları da eleştirildi. Eğitim-İş, MESEM’ler aracılığıyla çocukların işçi gibi çalıştırıldığını, iş kazalarına maruz kaldığını ve gelecek hayallerinden koptuğunu belirterek, bu projenin binlerce çocuğu eğitim hakkından mahrum bıraktığını ifade etti.

Eğitim-İş’ten Net Mesaj: Mücadele Devam Edecek!

Eğitim-İş, açıklamasının sonunda mücadelesini şu maddelerle özetledi:

Zorunlu eğitimi parçalamaya yönelik her türlü girişimin karşısında durulacak.

MESEM düzeni teşhir edilmeye, çocuk işçiliğine karşı mücadele etmeye devam edilecek.

Laik, bilimsel, kamusal ve eşit bir eğitim sistemi için sonuna kadar direnecek.

Karanlığa karşı aydınlığı, sömürüye karşı umudu büyütecek.

Sendika, Türkiye’nin çocuklarının yerinin sanayi değil; okul sıraları, kütüphaneler ve laboratuvarlar olduğunu, onların hayallerinin peşinden gitmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Onların yeri torna tezgahı değil; hayalleridir!” ifadeleriyle açıklamayı sonlandırdı.

Yorum yapın