
Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM), 23 yıllık AKP iktidarının eğitim politikalarını sert bir dille eleştirdi. DESAM, “organ nakli” benzetmesiyle sistemin baştan sona yenilenmesi gerektiğini vurgularken, “Eğitim 2040 Vizyonu” ile radikal çözüm önerileri sundu.
Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM), Türkiye’deki eğitim sisteminin son 23 yılda ağır bir yozlaşma yaşadığını ve radikal bir değişime ihtiyaç duyduğunu belirtti. DESAM Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) politikalarının gençleri 21. yüzyıl becerileriyle donatmaktan uzak kaldığını ve ideolojik önceliklerle eğitimi çıkmaza sürüklediğini ifade etti.
“Organ Nakli Lazım, Pansuman Yetmez!”
Avcı, mevcut Türk eğitim sisteminin “pansumanlar, dikişler, hatta en usta cerrahların operasyonları” ile bile kurtarılamayacağını belirterek, tek çarenin “acil bir organ nakli” olduğunu savundu. Bu “organ nakli”ni, sistemi sıfırdan, bilimin, liyakatin, sevginin ve geleceğin ışığıyla yeniden inşa etmek olarak tanımlayan Avcı, ideolojik prangalardan kurtulmuş, kişiselleştirilmiş, yaratıcılığı ve küresel vatandaşlığı kucaklayan bir eğitim devrimine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. “Gençlerimizi diploma çöplüğünün karanlığından çekip, onları inovasyonun, özgür düşüncenin ve evrensel değerlerin ve kadim kültür kodlarımızın ışığına kavuşturmalıyız,” dedi.
DESAM’dan Sert Eleştiriler
DESAM, 23 yıllık AKP iktidarı dönemindeki eğitim politikalarını şu başlıklar altında eleştirdi:
İdeolojik Dayatma: Eğitimin bilimsel ve evrensel değerlerden uzaklaştırılarak ideolojik bir araca dönüştürüldüğü, müfredatların eleştirel düşünceyi değil, itaatkar ve tek tip bir nesil yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi.
Fırsat Adaletsizliği: Kırsal kesimdeki çocuklar ve dezavantajlı gruplar için eşitlik sunulmadığı, LGS ve YKS gibi sınavların ezberciliği körükleyerek zengin-yoksul uçurumunu derinleştirdiği vurgulandı.
Öğretmen Krizi: Öğretmenlerin mesleki gelişiminin ihmal edildiği, liyakatsiz atamalar ve ötekileştirici politikaların öğretmenlerin özgürlüğünü ve özgünlüğünü yok ettiği ifade edildi.
Dijital Geri Kalmışlık: Yapay zekâ, dijital okuryazarlık ve 21. yüzyıl becerileri entegrasyonunda Türkiye’nin geri kaldığı, teknolojinin sadece “birkaç tablet dağıtımıyla sınırlı kaldığı” belirtildi.
YÖK’ün Çağdışı Yapısı: YÖK’ün merkeziyetçi, ayrımcı ve esnek olmayan yapısının yükseköğretimi küresel rekabete hazırlayamadığı, üniversitelerin akademik özgürlükten yoksun olduğu dile getirildi.
“Eğitim 2040 Vizyonu” ve Çözüm Önerileri
DESAM, Türk eğitim sisteminin geleceği için “Eğitim 2040 Vizyonu” adıyla kapsamlı çözüm önerileri sundu:
Kişiselleştirilmiş Öğrenme Ağı: Yapay zekâ destekli platformlarla her öğrencinin öğrenme hızına ve ilgi alanına uygun müfredatlar tasarlanması, 2040’a kadar her öğrenciye dijital bir “öğrenme koçu” atanması hedefleniyor.
Hibrit Eğitim Ekosistemi: Sanal ve fiziksel sınıfları birleştiren, artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) teknolojileriyle zenginleştirilmiş öğrenme ortamlarının kurulması önerildi.
Küresel Vatandaşlık Eğitimi: İklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve etik teknoloji kullanımı gibi küresel sorunlara odaklı bir müfredat geliştirilerek öğrencilerin “dünya vatandaşları” olarak yetiştirilmesi amaçlanıyor.
Öğretmen 2.0 Modeli: Öğretmenlerin teknoloji entegrasyonu, veri analitiği konusunda uzmanlaşmış “eğitim mühendisleri” olarak yeniden tanımlanması ve liyakatle seçilen özerk kadrolar oluşturulması gerektiği belirtildi.
Üniversiteler için İnovasyon Kuluçkaları: YÖK’ün kaldırılarak üniversitelerin özerk “inovasyon kampüslerine” dönüşmesi, her üniversitenin yapay zekâ, biyoteknoloji veya yeşil enerji gibi bir alanda küresel bir merkez olması ve tersine beyin göçünün teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı.
DESAM, bu vizyonun Türkiye’yi 2040’ta eğitimde bir süper güç yapabileceğini ancak bunun cesaret, liyakat ve bilime bağlılık gerektirdiğini ifade ederek, “Bu bir reform çağrısı değil, bir hayatta kalma mücadelesidir!” çağrısında bulundu.





