Eğitim-İş Sendikası, “Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği”nde yer alan ve öğretmenlerin görev süresinin hiçbir nesnel kriter aranmaksızın dört yıl daha uzatılmasına imkân tanıyan fıkraya karşı hukuk mücadelesi başlattı. Danıştay, sendikanın açtığı davada haklı bularak, ilgili düzenlemenin “eksik düzenleme” ve “hukuka aykırılık” gerekçesiyle yürütmesini durdurdu.
Danıştay: “Uzatma İşlemi İlk Atamadan Farklıdır, Somut Veri Şarttır”
Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının gerekçesinde, bir öğretmenin proje okulundaki görev süresini uzatma işleminin sıradan bir idari tasarruf olmadığı vurgulandı. Yüksek mahkeme, görev süresi uzatılacak öğretmenlerin belirlenmesinde;
- Öğretmenin ilk 4 yıllık görev süresi boyunca sergilediği mesleki performansın,
- Okulun akademik başarısına sunduğu katkının,
- Hizmetin devamındaki yararlılığının somut verilerle değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.
“Başarı Kriteri Olmaması Yargısal Denetimi Zayıflatıyor ve Hukuk Devletini Zedeliyor”
Mahkeme kararında, liyakat ilkesinin bir sonucu olarak başarıyı ölçen nesnel, somut ve yargısal denetime elverişli ölçütlerin bulunması gerektiği ifade edildi. Mevcut yönetmelik maddesinde uzatma kararına dayanak teşkil edecek hiçbir kriterin yer almamasının, idarenin takdir yetkisini hangi temellere dayanarak kullandığının saptanmasını imkânsız hale getirdiği ve bu durumun hukuk devleti ilkesini zedelediği açıkça kayda geçirildi.
Eğitim-İş: “Takdir Yetkimiz Var Atarız Anlayışı Çöktü”
Kararın ardından Eğitim-İş Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, kariyer ve liyakati yok sayan, “takdir yetkimiz var, istediğimizi atar ya da uzatırız” mantığıyla hareket eden anlayışa karşı uzun yıllardır sürdürülen mücadelenin yargıda karşılık bulduğu belirtildi. Sendika, eğitimde torpil ve kayırmacılığın önüne geçecek nesnel bir sistem kurulana kadar hukuki takibini sürdüreceğini ilan etti.






